30 Ekim 2007 Salı
Yarışmaya Devam..
Merhaba. seo yarışması devam ediyor bugün yaptığım google aramalarında küresel ısınma kelimesinde baya bi sayfa atlamışım fakat yarışmamızın asıl kelimesi olan www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması kelimesinde hala aynı yerde devam etmekteyim geçtiğimiz günler içerisinde fazla ilgilenemedim hatta yarışmayı bırakma kararı bile almıştım fakat bu yarışı kazanamasam bile sonuna kadar sürdürmeye karar verdim. Bu arada pagerank güncellemeleri yapıldı bana yine hiç düştü :D sanırım backlink alma konusunda pek başarılı değilim ama önemli değil halen ikinci sayfa da seyretmekteyim bugün biraz çalışırsam ilk sayfaya yükselme şansım olabilir :) e o zaman uzatmanın bi anlamı yok hayde rastgele...
Küresel ısınmaya askeri hazırlık
Genelkurmay Stratejik Araştırmalar ve Etüdler Merkezi'nde hazırlanan bir raporda Türkiye'nin yaşam alanlarını ve vatandaşlarını korumak için savaşmaya mecbur kalabileceği belirtilerek, ''Türk Silahlı Kuvvetleri'nin iç ve dış güvenlik ile afet, göç harekatına karşı yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara hız verilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir'' denildi.
Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE) Stratejik Araştırmalar ve Etüdler Merkezi (SAREM) Başkanlığı Ortadoğu Uzmanı Tank Yarbay Süleyman Özmen, küresel ısınmanın ülke güvenliğine etkilerine ilişkin yazısında, ''ulusal güvenlik stratejisinin'' küresel iklim değişikliğinden kaynaklanan tehditlere karşı önleyici tedbirleri alacak şekilde yeniden gözden geçirilmesi ve değiştirilmesi gerektiğini belirtti.
Yarbay Özmen, Silahlı Kuvvetler Dergisi'nde yayınlanan ''Küresel Isınmanın Türkiye'nin Güvenlik Politikalarına Etkileri'' başlıklı yazısında, Türkiye'nin, farklı bölgelerinde farklı iklim türleri görülen karmaşık iklim yapısı içerisinde, küresel ısınmaya bağlı olarak görülebilecek iklim değişikliklerinden en çok etkilenecek ülkelerden biri olduğunu belirtti.
İklim değişikliğinin getireceği sıcaklık değerlerindeki artışın en çok İç Anadolu, Ege, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz gibi kurak ve yarı kurak bölgeler ile yeterli suya sahip olmayan yarı nemli bölgeleri etkilemesinin beklendiğine dikkati çeken Yarbay Özmen, yağış miktarındaki genel düşüşün tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini vurguladı. Kuraklığa neden olan sıcaklık artışı ve yağış miktarındaki azalmalar devam ettiği takdirde, yer altı ve yer üstü su rezervlerinin azalacağını ifade eden Özmen, gelecek yıllarda kentlerdeki su kaynaklarının durumu, içme suyu ve tarımsal üretim bakımından ciddi sıkıntılarla karşılaşılabilineceğini belirtti.
Tarımsal alanların korunmasının bir çok ülkede ''ulusal güvenlik kaygılarından birisi'' olarak kabul edildiğine işaret eden Yarbay Özmen, şunları kaydetti:
''Küresel ısınma ile birlikte yaşanacak olan kuraklık neticesinde, ülkemizin özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanabilecek olan çölleşme bu bölgelerdeki yaşam alanları ile tarım alanlarının yok olmasına neden olacak ve bu durum da Türkiye'nin tarımsal üretimini olumsuz etkileyecektir. Tarımsal üretimin olumsuz etkilenmesi ise ülkemizin gıda arz güvenliğini tehdit ederek, tarım sektöründe dışa bağımlılığımızı artıracaktır.''
Yarbay Özmen, gerek Türkiye'de gerekse komşu ülkelerde yaşanacak kuraklık ve çölleşmenin, küresel ısınmadan daha az etkilenecek bölgelere doğru yoğun bir göç hareketine dene olabileceğine dikkati çekerek, bu durumun Türkiye'nin ulusal güvenliği bakımından tehlikeler doğurabileceğini bildirdi.
DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU'NUN STRATEJİK ÖNEMİ ARTACAK
Yarbay Özmen, Türkiye'nin sınır aşan sular konusunda diğer ülkelerle olan sorunlarını halen tam anlamıyla çözüme ulaştıramadığını belirterek, ileride doğacak bu sulardan yüksek oranda yararlanma ihtiyacının diğer ülkelere verilen taahhütlerin yerine getirilmesinde zorluklara neden olabileceğini vurguladı. ''Fırat ve Dicle nehirlerinin zengin su potansiyelleriyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin stratejik önemini artıracağına'' işaret eden Yarbay Özmen, ''Bu iki nedenden dolayı bu bölgelerimize yönelik dış tehditlerin oluşması gündeme gelebilecektir'' dedi.
Yağışların azalmasının enerji ihtiyacının yoğun olarak karşılandığı hidroelektrik potansiyeli de olumsuz etkileyeceğini ifade eden Özmen, bunun yaşamsal ihtiyaçların yanı sıra endüstriyel üretimde de kesintilere yol açacağını, ülkenin ekonomik gelişme ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine zarar vereceğini kaydetti. Yarbay Özmen, enerji üretiminde yaşanacak sıkıntının, ülkenin dışa bağımlılık oranını daha da artıracağını, ülkenin dış politikasının stratejik dengelerini ve ulusal güvenliğini tehdit edecek neticeler yaratabileceğini belirtti. Yarbay Özmen, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin bir bölümünde ya da genelinde ortaya çıkabilecek çevresel bir felaket, Türkiye'nin hayat standartlarının düşmesine, ölüm oranlarının artmasına, kitlesel sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına, gıda sıkıntısının baş göstermesine ve iktisadi çöküntüye yol açmak suretiyle var olan bölgesel farklılıkları siyasi, kültürel ve iktisadi açıdan derinleştirerek Türkiye genelinde genel istikrarsızlığı, huzursuzluğu ve iç tehdidi artırabilecektir.
2025 yılında, dünya üzerinde yaklaşık 5 milyar insanın temiz su sıkıntısı çekeceği ve Türkiye'nin bölgenin en zengin temiz su kaynaklarına sahip olduğu göz ününe alınırsa, özellikle büyük su sıkıntısı çeken İsrail, Irak ve Suriye gibi ülkeler Türkiye için tehdit oluşturabileceklerdir. Dünyadaki hegemon güçlerin Orta Doğu bölgesinde etkin olma gayretleri de göz önüne alınacak olursa, bu ülkeler tarafından 'su konusunda' Türkiye'ye karşı bir tehdit ve baskı unsuru oluşturabilecekleri düşünülmektedir.''
YABANCILARIN TOPRAK ALIMI SİSTEMATİK Mİ?
Ortadoğu Uzmanı Yarbay Özmen, son zamanlarda güney sahillerinde özellikle Avrupa vatandaşlarınca yapılan mülk ve toprak alımlarının 'küresel iklim değişikliği' bağlamında sistematik bir faaliyet kapsamında yapılıyor olabileceğinin de incelenmesi gerektiğini belirterek, GAP projesinin ortaya çıkardığı verimli topraklarda İsrail ve Arap uyrukluların arazi aldıkları iddialarının da Türk kamuoyunda ileride çıkabilecek bir felaketin ardından ülke kaynaklarının başka ülkelere aktarılması anlamında endişelere neden olduğunu kaydetti.
Yarbay Özmen, küresel iklim değişikliği karşısında uluslararası alanda yeni ittifakların doğabileceğini ve yaptırımların gelişebileceğini ifade ederek, bu kapsamda Türkiye'nin de ulusal menfaatlerine ve beka tedbirlerine uygun ittifak arayışlarına yönelmesi gereğine işaret etti.
Özmen, küresel iklim değişikliği karşısında tüm ülkelerin birlikte hareket ederek tedbir almasının önemini vurguladı. Yazısında, Türkiye tarafından küresel ısınmayla mücadele bağlamında alınması gereken tedbirlere de değinen Yarbay Özmen, kamuoyuna bilinçlendirme faaliyetlerinin artırılması gerektiğini belirtti.
SINIR AŞAN SULAR KOMİTESİ KURULMALI
Çevre ve Orman Bakanlığı'na bağlı kurulun dışında bürokrat, bilim insanı ve uzmanlardan oluşan bağımsız bir ''İklim Değişikliği Takip ve Koordinasyon Komitesi'' kurulması gerektiğini ifade eden Yarbay Özmen, su kaynaklarının daha verimli kullanılması amacıyla ''Sınır Aşan Sular Komitesi'' kurulmasını ve bu komitenin konuyla ilgili bir eylem planı hazırlamasını önerdi. Yarbay Özmen, tarım ve kent yaşamında su tasarrufunu teşvik edici yöntemler için gerekli çalışmaların başlatılması gerektiğini kaydederek, uluslararası toplum ile müşterek hareket edilerek, bu konudaki çalışmalara destek verilmesi ve katılınması gerektiğini söyledi.
Sınır aşan sular konusunda ilgili ülkelerle ileride yaşanabilecek ihtilaflar göz önünde bulundurularak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki hidroelektrik ve sulama yatırımlarının en kısa zamanda tamamlanmasının önemine dikkati çeken Yarbay Özmen, kuraklık ve yangına dayanıklı orman alanlarının artırılması, gelecekte artması beklenen doğal afetlerle mücadele için gerekli acil müdahale planlarının yapılması ve alternatif enerji kaynaklarının kullanımına dönük çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini anlattı.
YAŞAM ALANLARI VE VATANDAŞLARIN KORUNMASI
Yarbay Özmen, Türkiye'nin yaşam alanlarını ve vatandaşlarını korumak için savaşmaya mecbur kalabileceğini belirterek, ''Ulusal güvenlik stratejimizin küresel iklim değişikliğinden kaynaklanan tehdit/risklere karşı önleyici tedbirleri alacak şekilde yeniden gözden geçirilmesi veya değiştirilmesi, bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin iç ve dış güvenlik ile afet, göç harekatına karşı yeteneklerinin geliştirilmesi ve caydırıcılığının artırılmasına yönelik çalışmalara hız verilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir'' dedi.
Kaynak : Star
Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE) Stratejik Araştırmalar ve Etüdler Merkezi (SAREM) Başkanlığı Ortadoğu Uzmanı Tank Yarbay Süleyman Özmen, küresel ısınmanın ülke güvenliğine etkilerine ilişkin yazısında, ''ulusal güvenlik stratejisinin'' küresel iklim değişikliğinden kaynaklanan tehditlere karşı önleyici tedbirleri alacak şekilde yeniden gözden geçirilmesi ve değiştirilmesi gerektiğini belirtti.
Yarbay Özmen, Silahlı Kuvvetler Dergisi'nde yayınlanan ''Küresel Isınmanın Türkiye'nin Güvenlik Politikalarına Etkileri'' başlıklı yazısında, Türkiye'nin, farklı bölgelerinde farklı iklim türleri görülen karmaşık iklim yapısı içerisinde, küresel ısınmaya bağlı olarak görülebilecek iklim değişikliklerinden en çok etkilenecek ülkelerden biri olduğunu belirtti.
İklim değişikliğinin getireceği sıcaklık değerlerindeki artışın en çok İç Anadolu, Ege, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz gibi kurak ve yarı kurak bölgeler ile yeterli suya sahip olmayan yarı nemli bölgeleri etkilemesinin beklendiğine dikkati çeken Yarbay Özmen, yağış miktarındaki genel düşüşün tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini vurguladı. Kuraklığa neden olan sıcaklık artışı ve yağış miktarındaki azalmalar devam ettiği takdirde, yer altı ve yer üstü su rezervlerinin azalacağını ifade eden Özmen, gelecek yıllarda kentlerdeki su kaynaklarının durumu, içme suyu ve tarımsal üretim bakımından ciddi sıkıntılarla karşılaşılabilineceğini belirtti.
Tarımsal alanların korunmasının bir çok ülkede ''ulusal güvenlik kaygılarından birisi'' olarak kabul edildiğine işaret eden Yarbay Özmen, şunları kaydetti:
''Küresel ısınma ile birlikte yaşanacak olan kuraklık neticesinde, ülkemizin özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanabilecek olan çölleşme bu bölgelerdeki yaşam alanları ile tarım alanlarının yok olmasına neden olacak ve bu durum da Türkiye'nin tarımsal üretimini olumsuz etkileyecektir. Tarımsal üretimin olumsuz etkilenmesi ise ülkemizin gıda arz güvenliğini tehdit ederek, tarım sektöründe dışa bağımlılığımızı artıracaktır.''
Yarbay Özmen, gerek Türkiye'de gerekse komşu ülkelerde yaşanacak kuraklık ve çölleşmenin, küresel ısınmadan daha az etkilenecek bölgelere doğru yoğun bir göç hareketine dene olabileceğine dikkati çekerek, bu durumun Türkiye'nin ulusal güvenliği bakımından tehlikeler doğurabileceğini bildirdi.
DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU'NUN STRATEJİK ÖNEMİ ARTACAK
Yarbay Özmen, Türkiye'nin sınır aşan sular konusunda diğer ülkelerle olan sorunlarını halen tam anlamıyla çözüme ulaştıramadığını belirterek, ileride doğacak bu sulardan yüksek oranda yararlanma ihtiyacının diğer ülkelere verilen taahhütlerin yerine getirilmesinde zorluklara neden olabileceğini vurguladı. ''Fırat ve Dicle nehirlerinin zengin su potansiyelleriyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin stratejik önemini artıracağına'' işaret eden Yarbay Özmen, ''Bu iki nedenden dolayı bu bölgelerimize yönelik dış tehditlerin oluşması gündeme gelebilecektir'' dedi.
Yağışların azalmasının enerji ihtiyacının yoğun olarak karşılandığı hidroelektrik potansiyeli de olumsuz etkileyeceğini ifade eden Özmen, bunun yaşamsal ihtiyaçların yanı sıra endüstriyel üretimde de kesintilere yol açacağını, ülkenin ekonomik gelişme ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine zarar vereceğini kaydetti. Yarbay Özmen, enerji üretiminde yaşanacak sıkıntının, ülkenin dışa bağımlılık oranını daha da artıracağını, ülkenin dış politikasının stratejik dengelerini ve ulusal güvenliğini tehdit edecek neticeler yaratabileceğini belirtti. Yarbay Özmen, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin bir bölümünde ya da genelinde ortaya çıkabilecek çevresel bir felaket, Türkiye'nin hayat standartlarının düşmesine, ölüm oranlarının artmasına, kitlesel sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına, gıda sıkıntısının baş göstermesine ve iktisadi çöküntüye yol açmak suretiyle var olan bölgesel farklılıkları siyasi, kültürel ve iktisadi açıdan derinleştirerek Türkiye genelinde genel istikrarsızlığı, huzursuzluğu ve iç tehdidi artırabilecektir.
2025 yılında, dünya üzerinde yaklaşık 5 milyar insanın temiz su sıkıntısı çekeceği ve Türkiye'nin bölgenin en zengin temiz su kaynaklarına sahip olduğu göz ününe alınırsa, özellikle büyük su sıkıntısı çeken İsrail, Irak ve Suriye gibi ülkeler Türkiye için tehdit oluşturabileceklerdir. Dünyadaki hegemon güçlerin Orta Doğu bölgesinde etkin olma gayretleri de göz önüne alınacak olursa, bu ülkeler tarafından 'su konusunda' Türkiye'ye karşı bir tehdit ve baskı unsuru oluşturabilecekleri düşünülmektedir.''
YABANCILARIN TOPRAK ALIMI SİSTEMATİK Mİ?
Ortadoğu Uzmanı Yarbay Özmen, son zamanlarda güney sahillerinde özellikle Avrupa vatandaşlarınca yapılan mülk ve toprak alımlarının 'küresel iklim değişikliği' bağlamında sistematik bir faaliyet kapsamında yapılıyor olabileceğinin de incelenmesi gerektiğini belirterek, GAP projesinin ortaya çıkardığı verimli topraklarda İsrail ve Arap uyrukluların arazi aldıkları iddialarının da Türk kamuoyunda ileride çıkabilecek bir felaketin ardından ülke kaynaklarının başka ülkelere aktarılması anlamında endişelere neden olduğunu kaydetti.
Yarbay Özmen, küresel iklim değişikliği karşısında uluslararası alanda yeni ittifakların doğabileceğini ve yaptırımların gelişebileceğini ifade ederek, bu kapsamda Türkiye'nin de ulusal menfaatlerine ve beka tedbirlerine uygun ittifak arayışlarına yönelmesi gereğine işaret etti.
Özmen, küresel iklim değişikliği karşısında tüm ülkelerin birlikte hareket ederek tedbir almasının önemini vurguladı. Yazısında, Türkiye tarafından küresel ısınmayla mücadele bağlamında alınması gereken tedbirlere de değinen Yarbay Özmen, kamuoyuna bilinçlendirme faaliyetlerinin artırılması gerektiğini belirtti.
SINIR AŞAN SULAR KOMİTESİ KURULMALI
Çevre ve Orman Bakanlığı'na bağlı kurulun dışında bürokrat, bilim insanı ve uzmanlardan oluşan bağımsız bir ''İklim Değişikliği Takip ve Koordinasyon Komitesi'' kurulması gerektiğini ifade eden Yarbay Özmen, su kaynaklarının daha verimli kullanılması amacıyla ''Sınır Aşan Sular Komitesi'' kurulmasını ve bu komitenin konuyla ilgili bir eylem planı hazırlamasını önerdi. Yarbay Özmen, tarım ve kent yaşamında su tasarrufunu teşvik edici yöntemler için gerekli çalışmaların başlatılması gerektiğini kaydederek, uluslararası toplum ile müşterek hareket edilerek, bu konudaki çalışmalara destek verilmesi ve katılınması gerektiğini söyledi.
Sınır aşan sular konusunda ilgili ülkelerle ileride yaşanabilecek ihtilaflar göz önünde bulundurularak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki hidroelektrik ve sulama yatırımlarının en kısa zamanda tamamlanmasının önemine dikkati çeken Yarbay Özmen, kuraklık ve yangına dayanıklı orman alanlarının artırılması, gelecekte artması beklenen doğal afetlerle mücadele için gerekli acil müdahale planlarının yapılması ve alternatif enerji kaynaklarının kullanımına dönük çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini anlattı.
YAŞAM ALANLARI VE VATANDAŞLARIN KORUNMASI
Yarbay Özmen, Türkiye'nin yaşam alanlarını ve vatandaşlarını korumak için savaşmaya mecbur kalabileceğini belirterek, ''Ulusal güvenlik stratejimizin küresel iklim değişikliğinden kaynaklanan tehdit/risklere karşı önleyici tedbirleri alacak şekilde yeniden gözden geçirilmesi veya değiştirilmesi, bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin iç ve dış güvenlik ile afet, göç harekatına karşı yeteneklerinin geliştirilmesi ve caydırıcılığının artırılmasına yönelik çalışmalara hız verilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir'' dedi.
Kaynak : Star
27 Ekim 2007 Cumartesi
Google Tam Gaz..
Bu sabah google'da www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması kelimesine baktım da yine bir kaç sıra gerilere düşmüşüm sanırım bu benden değil arkada gelen arkadaşların hızlı olmasından kaynaklanıyor. Seo yarışması bu tabi ki kolay olacağını söylemedim ama sanırım backlink bulmakta biraz zorlanıyorum bunun da sebebi acemi webmasterlığım olsa gerek :) ama halen yarışmayı birincir bitirebilmek için 2 ay kadar bir süre var bu zaman içerisinde yapabileceğim bir sürü unmaram var :) ve yenilerini öğrenmeye de devam ediyorum gerçi bir kaç kişisel problem yüzünden sıkılmış olsamda pek bırakmaya niyetim yok. bu arada dün gece ve bu sabah Webmasterforum'a girmeye çalıştım fakat başarılı olamadım sanırım onlarında ya host sorunları var ya da lamoşları :) neyse herkese Allah kolaylık versin diyorum ve www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması nda hepinize başarılar diliyorum..
26 Ekim 2007 Cuma
26.10 yarışma durumu
www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması tüm hızı ile sürüyor ben biraz gevşemiş durumdayım fakat yarışma daha da hırslandı bugün baktığım da google da www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması cümlesi ile yapılan arama sonuçlarında bir kaç değişik sonuçla karşı karşıya kaldım öncelikle cesurturk'ün hala 1. olması değişmedi tabi ki tüm karmaşa ondan sonra başlıyor zaten bir blogspot bir myrize bu arada ben 12. sıraya yükseldim şu anda yarışmada olmayan 3 sitenin olmadığını var sayarsak 9. sıradayım :) ama bu beni tabi kide tatmin etmiyor bunun içinde çalışmalarıma hızla devam ediyorum :) kolay gelsin bana. :P
Sandbox ve TrustRank
Sandbox ve TrustRank
Google Sandbox ve TrustRank Filitreleri ve Siteniz
Bu yazıda Sandbox ve TrustRank faktörlerin ne işe yaradıkları ve web sitenizin google popülaritesini nasıl etkilediğini öğrenebilirsiniz. Sandbox filitresinden nasıl kurtulacağınız ve TraustRank ile nasıl aramalarda yükselebileceğinizi bulabilirsiniz.
Sandbox ve TrustRank nedir?
Bu iki faktörde google arama motorunun filitreleridir ve ranking elde etmenin en önemli faktörlerindendir. Sitenizin yaşı ve sitenize link veren sitelerin yaşı “ranking” i etkileyen faktörlerdendir. Ayrıca google bu sitelerin size ne zaman link verdiğini ve sizin site içi linklerinizdeki zamanla ne kadar geliştiğini inceler. Eğer yeni bir alan adı aldıysanız google da yüksek bir rankinge sahip olmanız oldukça güçtür. Çünkü google yeni olduğunuzdan sitenizin ne kadar güvenilir olduğunu görmek için bekleyecektir.Bu yüzden google ın bu filitreleri yeni siteleri eski sitelere oranla daha fazla etkiler. Bazen yeni açılmış bir site yüksek ranking sahibiyken bir anda bir kaç aylığına ortadan kaybolabilir. Bu etkiye SandBox demektedir.
SandBox tan Nasıl Çıkılabilir
Genellikle bir sitenin Sandbox filitresinden kurtulması 6-8 ayalabilmektedir. Diğer arama motorlarında böyle bir sorun olmamakla birlikte google firma ismini dahi göstermeyecek kadar aramalarda kısıtlayacaktır. Bu durum olduğunda birşeyleri yanlış yaptığınız düşünmeyiniz, bu google ın yeni web sitelerine davranış şeklidir. Google bu yaklaşımıyla yeni tasarlanan sitenin içerik geliştirmesini teşvik etmesi gibi bir amacı da vardır. Küçük ağlar kurarak site anasayfasına diğer sitelerden link edinmeler bu noktada çok işe yaramayacaktır.
Sandbox tan kurtulmak için 6-8 ay beklemeyi göze alöalısınız ve bu arada sitenize iyi linkler edinerek içeriğinizi kuvvetlendirmelisiniz. Bunun yanında en önemlisi web sitenizi Google için için optimiz etmelisiniz. Web sitenizi yaptığınız anda başka bir web sitesinden birkaç link edinerek google ı sitenizden haberdar etmelisiniz ve 6-8 aylık geçecek sürede msn yahoo gibi arama motorları üzerinde çalışmalısınız çünkü bu motorların böyle bir geciktirme politikaları yoktur. Sandboxtan daha erken kurtulmak için kesin bir yol bulunmamaktadır fakat belirli bir IP numarası dmoz.org, yahoo directory kayıtları ispatlanmamış hızlandırma teorileridir.
Sandbox ve TrustRank bir Madalyonun İki Yüzüdür
Sandbox ve TrustRank bir grup filitrenin farklı isimleridir. Sandbox temel olarak yeni bir sitenin yüksek ranking almadan bir süreliğine arama sonuçlarından çıkarılmasıdır. TrustRank ise Google artık size güvenmektedir. Bu yıllar alabilecek bir çalışmadır. Meşhur ve güvenilir sitelerin size link vermesi, sitenizin zamanla olan link gelişimi takibi ve eskiden hiç spam tekniklere başvurulmamış olması bu süreyi etkileyecektir. Size link veren sitelerin vermeye devam etmesi ve yeni sitelerin de eklenmesi size uzun vadede ranking sağlayacaktır.
http://www.hostingbank.net
Eşref Akpınar
Google Sandbox ve TrustRank Filitreleri ve Siteniz
Bu yazıda Sandbox ve TrustRank faktörlerin ne işe yaradıkları ve web sitenizin google popülaritesini nasıl etkilediğini öğrenebilirsiniz. Sandbox filitresinden nasıl kurtulacağınız ve TraustRank ile nasıl aramalarda yükselebileceğinizi bulabilirsiniz.
Sandbox ve TrustRank nedir?
Bu iki faktörde google arama motorunun filitreleridir ve ranking elde etmenin en önemli faktörlerindendir. Sitenizin yaşı ve sitenize link veren sitelerin yaşı “ranking” i etkileyen faktörlerdendir. Ayrıca google bu sitelerin size ne zaman link verdiğini ve sizin site içi linklerinizdeki zamanla ne kadar geliştiğini inceler. Eğer yeni bir alan adı aldıysanız google da yüksek bir rankinge sahip olmanız oldukça güçtür. Çünkü google yeni olduğunuzdan sitenizin ne kadar güvenilir olduğunu görmek için bekleyecektir.Bu yüzden google ın bu filitreleri yeni siteleri eski sitelere oranla daha fazla etkiler. Bazen yeni açılmış bir site yüksek ranking sahibiyken bir anda bir kaç aylığına ortadan kaybolabilir. Bu etkiye SandBox demektedir.
SandBox tan Nasıl Çıkılabilir
Genellikle bir sitenin Sandbox filitresinden kurtulması 6-8 ayalabilmektedir. Diğer arama motorlarında böyle bir sorun olmamakla birlikte google firma ismini dahi göstermeyecek kadar aramalarda kısıtlayacaktır. Bu durum olduğunda birşeyleri yanlış yaptığınız düşünmeyiniz, bu google ın yeni web sitelerine davranış şeklidir. Google bu yaklaşımıyla yeni tasarlanan sitenin içerik geliştirmesini teşvik etmesi gibi bir amacı da vardır. Küçük ağlar kurarak site anasayfasına diğer sitelerden link edinmeler bu noktada çok işe yaramayacaktır.
Sandbox tan kurtulmak için 6-8 ay beklemeyi göze alöalısınız ve bu arada sitenize iyi linkler edinerek içeriğinizi kuvvetlendirmelisiniz. Bunun yanında en önemlisi web sitenizi Google için için optimiz etmelisiniz. Web sitenizi yaptığınız anda başka bir web sitesinden birkaç link edinerek google ı sitenizden haberdar etmelisiniz ve 6-8 aylık geçecek sürede msn yahoo gibi arama motorları üzerinde çalışmalısınız çünkü bu motorların böyle bir geciktirme politikaları yoktur. Sandboxtan daha erken kurtulmak için kesin bir yol bulunmamaktadır fakat belirli bir IP numarası dmoz.org, yahoo directory kayıtları ispatlanmamış hızlandırma teorileridir.
Sandbox ve TrustRank bir Madalyonun İki Yüzüdür
Sandbox ve TrustRank bir grup filitrenin farklı isimleridir. Sandbox temel olarak yeni bir sitenin yüksek ranking almadan bir süreliğine arama sonuçlarından çıkarılmasıdır. TrustRank ise Google artık size güvenmektedir. Bu yıllar alabilecek bir çalışmadır. Meşhur ve güvenilir sitelerin size link vermesi, sitenizin zamanla olan link gelişimi takibi ve eskiden hiç spam tekniklere başvurulmamış olması bu süreyi etkileyecektir. Size link veren sitelerin vermeye devam etmesi ve yeni sitelerin de eklenmesi size uzun vadede ranking sağlayacaktır.
http://www.hostingbank.net
Eşref Akpınar
25 Ekim 2007 Perşembe
SEO Nedir?
SEO nedir? Google, sitemi Google dostu sitelere ekleme teklifi sunan şirketlerle çalışmamı önerir mi?
Arama Motoru Doktorları
SEO, "search engine optimizer" (arama motoru doktoru) teriminin kısaltmasıdır. Birçok SEO, web sitesi sahiplerine metin yazmaktan site düzenleme önerilerinde bulunmaya ve bir sitenin gönderilebileceği ilgili dizinleri bulmaya yardımcı olmaya kadar birçok yararlı hizmet sunmaktadır. Ancak, etik davranmayan bazı SEO'lar, saldırgan pazarlama çalışmaları ve arama motoru sonuçlarını dürüst olmayan bir şekilde değiştirme girişimleri yüzünden sektöre gölge düşürmüştür.
Google'ın hiçbir SEO ile ilişkisi yoktur ve bu konuyla ilgili herhangi bir öneride bulunmamaktadır. Ancak, sitenizi geliştirecek bir SEO ile arama motoru sonuçlarından tümüyle çıkarılma olasılığınızı artırma dışında bir işe yaramayacak SEO'ları birbirinden ayırmanıza yardımcı olacak birkaç ipucu verebiliriz.
Sebepsiz yere size e-posta gönderen SEO firmalarından sakının.
İşin ilginci, bu spam e-postalardan biz de alıyoruz:
"Sayın google.com.tr,
Web sitenizi ziyaret ettik ve büyük arama motorlarının ve dizinlerinin çoğunda gösterilmediğinizi fark ettik..."
"Gece kilo vermeye" yarayan diyet haplarına veya görevden alınmış diktatörlerden gelen ve para transferine yardımcı olmanızı isteyen ricalara karşı şüphe duyduğunuz kadar, arama motorlarıyla ilgili istenmeyen e-postalara karşı da şüpheyle yaklaşmalısınız.
Kimse Google'da 1. sırada listeleneceğinizi garanti edemez.
Sitenizin hangi sırada yer alacağını garanti eden, Google'la "özel bir ilişkisi" olduğunu ileri süren veya Google'a "öncelikli gönderim" olanağı tanıdığına ilişkin reklam yayınlayan SEO'lardan sakının. Google için hiçbir öncelikli gönderim yöntemi yoktur. Aslında, bir siteyi Google'a göndermenin tek yolu, doğrudan URL Ekle sayfamızı veya Google Site Haritaları programını kullanmaktır ve siz de bunu hiçbir ücret ödemeden yapabilirsiniz.
Eğer bir şirket kendi bilgilerini gizliyorsa veya niyetini açık bir şekilde ortaya koymuyorsa dikkatli olun.
Anlamadığınız konular için açıklama isteyin. Bir SEO'nun sizin adınıza giriş sayfaları veya "kullanılmayan" etki alanları gibi aldatıcı veya yanıltıcı içerikler oluşturması durumunda, siteniz Google dizininden tümüyle çıkartılabilir. Sonuç olarak, hizmet aldığınız şirketlerin etkinliklerinden siz sorumlusunuz ve bu nedenle, size nasıl "yardımcı" olmayı planladıkları hakkında tam bilgi sahibi olduğunuzdan emin olmalısınız.
Kesinlikle bir SEO'ya bağlantı vermek zorunda değilsiniz.
"Herkese açık" bağlantıların gücünden, popüler bağlantılar oluşturma planlarından veya sitenizi binlerce arama motoruna göndermekten bahseden SEO'lardan sakının. Bunlar, büyük arama motorlarının sonuçlarındaki sıralamanızı etkilemeyen yararsız etkinliklerdir ve olumsuz kabul edilebileceğiniz sonuçlara da yol açabilir.
Bazı SEO'lar, tarayıcının adres çubuğuna doğrudan anahtar kelime girme özelliği sağladıklarına sizi inandırmaya çalışabilir.
Bu gibi tekliflerin çoğu, kullanıcıların ek yazılımlar yüklemesini gerektirir ve az da olsa bazı kullanıcılar bunu yapmaktadır. Bu gibi teklifleri büyük bir dikkatle değerlendirin ve sadece kendi kaynaklarına dayanarak, kaç kişinin gerekli uygulamaları indirdiğini bildiren raporlara şüpheyle yaklaşın.
Seçim yaparken dikkatli olun.
Bir SEO'ya başvurmayı düşünürken sektörle ilgili biraz araştırma yapabilirsiniz. Bu araştırmayı yaparken Google'ı da inceleyebilirsiniz. Ayrıca, özellikle saldırgan bir SEO hakkındaki şu makale dahil olmak üzere, basında çıkan uyarı amaçlı haberleri de okuyabilirsiniz: http://seattletimes.nwsource.com/html/businesstechnology/2002002970_nwbizbriefs12.html. Google belirli bir şirket hakkında görüş bildirmez. Ancak, kendini SEO olarak adlandıran ve kabul gören ticari davranış sınırlarını uygulamalarıyla açıkça aşan bazı firmalarla karşılaştığımızı belirtmek isteriz. Dikkatli olun.
Paranızı neye harcadığınızdan emin olun.
Google, arama sonuçlarımızda daha iyi bir sıralama hakkı satmaz. Ancak, bazı arama motorları, tıklama başı ödeme veya katılım için ödeme yöntemleriyle normal web araması sonuçlarını birleştirmektedir. Bazı SEO'lar arama sonuçlarında size yüksek sıralama vaat eder ancak, sizi arama sonuçlarına değil reklam bölümüne yerleştirir. Hatta bazı SEO'lar, diğer arama motorlarını "kontrol ettikleri" ve kendilerini istedikleri sıraya yerleştirdikleri yanılsamasını oluşturmak için, teklif fiyatlarını gerçek zamanlı olarak değiştirir. Bu Google'da işe yarayan bir yöntem değildir çünkü, reklamcılık programımız açık bir şekilde etiketlenerek arama sonuçlarımızdan ayrılmıştır. Ancak, hizmet almayı düşündüğünüz SEO'lara bir programa sürekli olarak katılmak veya geçici bir süreyle reklam yayınlamak için ne ücret ödemeniz gerektiğini mutlaka sorun.
Çok sayıda SEO'yla konuşun ve diğer SEO'lara hizmet almayı düşündüğünüz firmayı önerip örmediklerini sorun.
Referanslar iyi bir başlangıçtır, ancak sizi her konuda bilgilendirmez. Şirketin ne kadar süredir bu alanda çalıştığını ve tam zamanlı kaç çalışanı olduğunu sormalısınız. Baskı altında kaldığınızı ve huzursuz olduğunuzu hissediyorsanız sezgilerinize güvenin ve tedbirli davranın: güvenebileceğiniz bir firma bulana kadar bekleyin. SEO firmanıza, bulduğu kötü amaçlı spam'ları, http://www.google.com/contact/spamreport.html sayfasındaki spam şikayet formumuzu kullanarak Google'a bildirip bildirmediğini sorun. Etik davranan SEO firmaları, Google'ın spam yönergelerini ihlal eden aldatıcı siteleri bildirmektedir.
Yasal açıdan korunduğunuzdan emin olabilirsiniz.
Kendi güvenliğiniz için, tam ve koşulsuz bir geri ödeme garantisinde ısrar etmelisiniz. Herhangi bir nedenle sonuçtan memnun olmamanız veya SEO'nuzun etkinliklerinin, etki alanı adınızın bir arama motoru dizininden çıkarılmasına neden olması durumunda geri ödeme talebinde bulunun. Ücretlendirmeyi de içeren yazılı bir sözleşme yaptığınızdan emin olun. Ayrıca bu sözleşmede, arama motorlarının site eklerken uyulmasını istediği tüm yönergelere uyulacağı da belirtilmelidir.
Web sitesi sahipleri genellikle ne gibi kötüye kullanım durumlarıyla karşılaşmaktadır?
Yaygın hilelerden biri, yanıltıcı yönlendirmeler aracılığıyla kullanıcıları bir siteye yönlendiren "gölge" etki alanlarının oluşturulmasıdır. Bu gölge alanlar, çoğunlukla bir müşteri adına çalıştığını öne süren SEO'lara aittir. Ancak, iş ilişkiniz bozulursa SEO da etki alanı adını farklı sitelere, hatta bir rakibinizin etki alanına yönlendirebilir. Bu durumda, müşteri tümüyle SEO'ya ait rakip bir siteyi geliştirmek için ödeme yapmış olur.
Başka bir yasadışı uygulama ise, müşterinin sitesinde herhangi bir yere, anahtar kelimeler yüklenmiş "giriş" sayfaları yerleştirmektir. SEO, bu uygulamanın sayfayı daha fazla sorguyla alakalı kılacağını vaat eder. Aslında bu, tek tek sayfalar anahtar kelimelerle genellikle pek alakalı olmadığı için yanlıştır. Ancak, çok daha dikkatli olmayı gerektiren bir hile daha vardır: Giriş sayfaları çoğunlukla, SEO'nun diğer müşterilerine yönlendiren gizli bağlantılar içermektedir. Bu tür giriş sayfaları, bir sitenin bağlantı popülerliğini azaltır ve siteyi uygunsuz ya da yasadışı içerik bulundurabilen diğer SEO müşterilerine yöneltir.
Başka hangi konulara dikkat etmek gerekir?
Dolandırıcı SEO'lardan korunmanıza yardımcı olacak bazı uyarı işaretleri vardır. Bu konuda kapsamlı bir liste olmadığı için şüphelendiğiniz durumlarda sezgilerinize güvenmelisiniz. Ayrıca, SEO aşağıdakilerden birini yaparsa derhal ilişkinizi sonlandırın:
gölge alanlara sahipse
giriş sayfalarında diğer müşterilerinin bağlantılarını yerleştiriyorsa
adres çubuğunda anahtar kelimeler satmayı teklif ediyorsa
gerçek arama sonuçları ve arama sonuçlarında görünen reklamlar arasında ayrım yapmıyorsa
sıralamayı sadece, sizin de elde edebileceğiniz, anlaşılması zor ve uzun anahtar kelime grupları kullanılması durumunda garanti ediyorsa
çeşitli takma adlar veya sahte WHOIS bilgileri ile çalışıyorsa
"sahte" arama motorlarından, casus yazılımlardan veya işe yaramaz yazılımlardan trafik alıyorsa
Google dizininden çıkarılmış alan adlarına sahipse veya kendisi de Google'da belirtilmiyorsa
Bir SEO tarafından aldatıldığınızı düşünüyorsanız şikayette bulunabilirsiniz.
Federal Ticaret Komisyonu (FTC), aldatıcı veya hileli ticari uygulamalar hakkındaki şikayetlerle ilgilenmektedir. Bir şikayet formu doldurmak için aşağıdaki sayfayı ziyaret edin: http://www.ftc.gov/ ve "Bir Şikayetin Online Olarak Bildirilmesi" bağlantısını tıklayın ya da 1-877-FTC-HELP no'lu telefonu arayın veya aşağıdaki adrese mektupla bildirin:
Federal Trade Commission
CRC-240
Washington, D.C. 20580
Eğer şikayetiniz başka ülkede bulunan bir şirketle ilgiliyse lütfen şikayetinizi şu adrese bildirin: http://www.econsumer.gov/.
Arama Motoru Doktorları
SEO, "search engine optimizer" (arama motoru doktoru) teriminin kısaltmasıdır. Birçok SEO, web sitesi sahiplerine metin yazmaktan site düzenleme önerilerinde bulunmaya ve bir sitenin gönderilebileceği ilgili dizinleri bulmaya yardımcı olmaya kadar birçok yararlı hizmet sunmaktadır. Ancak, etik davranmayan bazı SEO'lar, saldırgan pazarlama çalışmaları ve arama motoru sonuçlarını dürüst olmayan bir şekilde değiştirme girişimleri yüzünden sektöre gölge düşürmüştür.
Google'ın hiçbir SEO ile ilişkisi yoktur ve bu konuyla ilgili herhangi bir öneride bulunmamaktadır. Ancak, sitenizi geliştirecek bir SEO ile arama motoru sonuçlarından tümüyle çıkarılma olasılığınızı artırma dışında bir işe yaramayacak SEO'ları birbirinden ayırmanıza yardımcı olacak birkaç ipucu verebiliriz.
Sebepsiz yere size e-posta gönderen SEO firmalarından sakının.
İşin ilginci, bu spam e-postalardan biz de alıyoruz:
"Sayın google.com.tr,
Web sitenizi ziyaret ettik ve büyük arama motorlarının ve dizinlerinin çoğunda gösterilmediğinizi fark ettik..."
"Gece kilo vermeye" yarayan diyet haplarına veya görevden alınmış diktatörlerden gelen ve para transferine yardımcı olmanızı isteyen ricalara karşı şüphe duyduğunuz kadar, arama motorlarıyla ilgili istenmeyen e-postalara karşı da şüpheyle yaklaşmalısınız.
Kimse Google'da 1. sırada listeleneceğinizi garanti edemez.
Sitenizin hangi sırada yer alacağını garanti eden, Google'la "özel bir ilişkisi" olduğunu ileri süren veya Google'a "öncelikli gönderim" olanağı tanıdığına ilişkin reklam yayınlayan SEO'lardan sakının. Google için hiçbir öncelikli gönderim yöntemi yoktur. Aslında, bir siteyi Google'a göndermenin tek yolu, doğrudan URL Ekle sayfamızı veya Google Site Haritaları programını kullanmaktır ve siz de bunu hiçbir ücret ödemeden yapabilirsiniz.
Eğer bir şirket kendi bilgilerini gizliyorsa veya niyetini açık bir şekilde ortaya koymuyorsa dikkatli olun.
Anlamadığınız konular için açıklama isteyin. Bir SEO'nun sizin adınıza giriş sayfaları veya "kullanılmayan" etki alanları gibi aldatıcı veya yanıltıcı içerikler oluşturması durumunda, siteniz Google dizininden tümüyle çıkartılabilir. Sonuç olarak, hizmet aldığınız şirketlerin etkinliklerinden siz sorumlusunuz ve bu nedenle, size nasıl "yardımcı" olmayı planladıkları hakkında tam bilgi sahibi olduğunuzdan emin olmalısınız.
Kesinlikle bir SEO'ya bağlantı vermek zorunda değilsiniz.
"Herkese açık" bağlantıların gücünden, popüler bağlantılar oluşturma planlarından veya sitenizi binlerce arama motoruna göndermekten bahseden SEO'lardan sakının. Bunlar, büyük arama motorlarının sonuçlarındaki sıralamanızı etkilemeyen yararsız etkinliklerdir ve olumsuz kabul edilebileceğiniz sonuçlara da yol açabilir.
Bazı SEO'lar, tarayıcının adres çubuğuna doğrudan anahtar kelime girme özelliği sağladıklarına sizi inandırmaya çalışabilir.
Bu gibi tekliflerin çoğu, kullanıcıların ek yazılımlar yüklemesini gerektirir ve az da olsa bazı kullanıcılar bunu yapmaktadır. Bu gibi teklifleri büyük bir dikkatle değerlendirin ve sadece kendi kaynaklarına dayanarak, kaç kişinin gerekli uygulamaları indirdiğini bildiren raporlara şüpheyle yaklaşın.
Seçim yaparken dikkatli olun.
Bir SEO'ya başvurmayı düşünürken sektörle ilgili biraz araştırma yapabilirsiniz. Bu araştırmayı yaparken Google'ı da inceleyebilirsiniz. Ayrıca, özellikle saldırgan bir SEO hakkındaki şu makale dahil olmak üzere, basında çıkan uyarı amaçlı haberleri de okuyabilirsiniz: http://seattletimes.nwsource.com/html/businesstechnology/2002002970_nwbizbriefs12.html. Google belirli bir şirket hakkında görüş bildirmez. Ancak, kendini SEO olarak adlandıran ve kabul gören ticari davranış sınırlarını uygulamalarıyla açıkça aşan bazı firmalarla karşılaştığımızı belirtmek isteriz. Dikkatli olun.
Paranızı neye harcadığınızdan emin olun.
Google, arama sonuçlarımızda daha iyi bir sıralama hakkı satmaz. Ancak, bazı arama motorları, tıklama başı ödeme veya katılım için ödeme yöntemleriyle normal web araması sonuçlarını birleştirmektedir. Bazı SEO'lar arama sonuçlarında size yüksek sıralama vaat eder ancak, sizi arama sonuçlarına değil reklam bölümüne yerleştirir. Hatta bazı SEO'lar, diğer arama motorlarını "kontrol ettikleri" ve kendilerini istedikleri sıraya yerleştirdikleri yanılsamasını oluşturmak için, teklif fiyatlarını gerçek zamanlı olarak değiştirir. Bu Google'da işe yarayan bir yöntem değildir çünkü, reklamcılık programımız açık bir şekilde etiketlenerek arama sonuçlarımızdan ayrılmıştır. Ancak, hizmet almayı düşündüğünüz SEO'lara bir programa sürekli olarak katılmak veya geçici bir süreyle reklam yayınlamak için ne ücret ödemeniz gerektiğini mutlaka sorun.
Çok sayıda SEO'yla konuşun ve diğer SEO'lara hizmet almayı düşündüğünüz firmayı önerip örmediklerini sorun.
Referanslar iyi bir başlangıçtır, ancak sizi her konuda bilgilendirmez. Şirketin ne kadar süredir bu alanda çalıştığını ve tam zamanlı kaç çalışanı olduğunu sormalısınız. Baskı altında kaldığınızı ve huzursuz olduğunuzu hissediyorsanız sezgilerinize güvenin ve tedbirli davranın: güvenebileceğiniz bir firma bulana kadar bekleyin. SEO firmanıza, bulduğu kötü amaçlı spam'ları, http://www.google.com/contact/spamreport.html sayfasındaki spam şikayet formumuzu kullanarak Google'a bildirip bildirmediğini sorun. Etik davranan SEO firmaları, Google'ın spam yönergelerini ihlal eden aldatıcı siteleri bildirmektedir.
Yasal açıdan korunduğunuzdan emin olabilirsiniz.
Kendi güvenliğiniz için, tam ve koşulsuz bir geri ödeme garantisinde ısrar etmelisiniz. Herhangi bir nedenle sonuçtan memnun olmamanız veya SEO'nuzun etkinliklerinin, etki alanı adınızın bir arama motoru dizininden çıkarılmasına neden olması durumunda geri ödeme talebinde bulunun. Ücretlendirmeyi de içeren yazılı bir sözleşme yaptığınızdan emin olun. Ayrıca bu sözleşmede, arama motorlarının site eklerken uyulmasını istediği tüm yönergelere uyulacağı da belirtilmelidir.
Web sitesi sahipleri genellikle ne gibi kötüye kullanım durumlarıyla karşılaşmaktadır?
Yaygın hilelerden biri, yanıltıcı yönlendirmeler aracılığıyla kullanıcıları bir siteye yönlendiren "gölge" etki alanlarının oluşturulmasıdır. Bu gölge alanlar, çoğunlukla bir müşteri adına çalıştığını öne süren SEO'lara aittir. Ancak, iş ilişkiniz bozulursa SEO da etki alanı adını farklı sitelere, hatta bir rakibinizin etki alanına yönlendirebilir. Bu durumda, müşteri tümüyle SEO'ya ait rakip bir siteyi geliştirmek için ödeme yapmış olur.
Başka bir yasadışı uygulama ise, müşterinin sitesinde herhangi bir yere, anahtar kelimeler yüklenmiş "giriş" sayfaları yerleştirmektir. SEO, bu uygulamanın sayfayı daha fazla sorguyla alakalı kılacağını vaat eder. Aslında bu, tek tek sayfalar anahtar kelimelerle genellikle pek alakalı olmadığı için yanlıştır. Ancak, çok daha dikkatli olmayı gerektiren bir hile daha vardır: Giriş sayfaları çoğunlukla, SEO'nun diğer müşterilerine yönlendiren gizli bağlantılar içermektedir. Bu tür giriş sayfaları, bir sitenin bağlantı popülerliğini azaltır ve siteyi uygunsuz ya da yasadışı içerik bulundurabilen diğer SEO müşterilerine yöneltir.
Başka hangi konulara dikkat etmek gerekir?
Dolandırıcı SEO'lardan korunmanıza yardımcı olacak bazı uyarı işaretleri vardır. Bu konuda kapsamlı bir liste olmadığı için şüphelendiğiniz durumlarda sezgilerinize güvenmelisiniz. Ayrıca, SEO aşağıdakilerden birini yaparsa derhal ilişkinizi sonlandırın:
gölge alanlara sahipse
giriş sayfalarında diğer müşterilerinin bağlantılarını yerleştiriyorsa
adres çubuğunda anahtar kelimeler satmayı teklif ediyorsa
gerçek arama sonuçları ve arama sonuçlarında görünen reklamlar arasında ayrım yapmıyorsa
sıralamayı sadece, sizin de elde edebileceğiniz, anlaşılması zor ve uzun anahtar kelime grupları kullanılması durumunda garanti ediyorsa
çeşitli takma adlar veya sahte WHOIS bilgileri ile çalışıyorsa
"sahte" arama motorlarından, casus yazılımlardan veya işe yaramaz yazılımlardan trafik alıyorsa
Google dizininden çıkarılmış alan adlarına sahipse veya kendisi de Google'da belirtilmiyorsa
Bir SEO tarafından aldatıldığınızı düşünüyorsanız şikayette bulunabilirsiniz.
Federal Ticaret Komisyonu (FTC), aldatıcı veya hileli ticari uygulamalar hakkındaki şikayetlerle ilgilenmektedir. Bir şikayet formu doldurmak için aşağıdaki sayfayı ziyaret edin: http://www.ftc.gov/ ve "Bir Şikayetin Online Olarak Bildirilmesi" bağlantısını tıklayın ya da 1-877-FTC-HELP no'lu telefonu arayın veya aşağıdaki adrese mektupla bildirin:
Federal Trade Commission
CRC-240
Washington, D.C. 20580
Eğer şikayetiniz başka ülkede bulunan bir şirketle ilgiliyse lütfen şikayetinizi şu adrese bildirin: http://www.econsumer.gov/.
24 Ekim 2007 Çarşamba
Yarışma Durumu
www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması dahilinde çalışmaya devam ediyorum bugün itibarı ile sıralamada pek fazla bir değişiklik yok cesurturk hala birinci sırada ve onun ardında yine blogspot var sanırım bir çok yarışmacının pes etmesi cesurturk'ü bu yarışı tek başına birinci götürmesine sebep oldu özellikle de yarışmanın ilk günlerinde ilk üç'den düşmeyen cigicigi'nin yaşamış olduğu sorunlar ama unutulmaması gereken bir durum var ki ben daha yeni başladım :) beni bekle cesurturk çok yakında www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması'nda yanındayım..
Hakkari'de 20 bin yıllık buzullar eriyor
HAKKARİ’nin 4 bin 135 rakımlı Cilo Sat dağlarında bulanan ve yaklaşık 20 bin yıllık olduğu tahmin edilen buzullar da kürsel ısınmaya dayanamayıp erimeye başladı.
HAKKARİ’nin 4 bin 135 rakımlı Cilo Sat dağlarında bulanan ve yaklaşık 20 bin yıllık olduğu tahmin edilen buzullar da kürsel ısınmaya dayanamayıp erimeye başladı. Yer yer kalınlığı 30 metreyi bulan buzulların erimeye başlaması çevrecileri endişelendiriyor. Hakkari Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Cilo Doğa Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yrd.Doç.Dr. Tahir Yaşar, küresel ısınmaya yönelik tedbirlerin alınmasını isterken, bölgeye giden insanların da çevreye karşı daha duyarlı davranması gerektiğini söyledi.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Mehmet Top’un geçen yıl coğrafyacı ve jeologlarla görüşerek yaptığı çalışmalar sonucu yaklaşık 20 bin yıllık olduğunu tahmin ettiği buzullar da küresel ısınmadan nasibini aldı. Bir doğa harikası olan ve bilindikten sonra yurt içinden ve dışından bir çok insanın görmeye geldiği 4 bin 135 rakımlı Cilo Sat Dağları’ndaki buzulların da küresel ısınma sonucu yok olmasından endişe ediliyor. Yer yer kalınlığı 30 metreyi aşan buzulların bu yıl sıcaklıkların artması sonucu bir kaç metre eridiği kaydediliyor. Hakkari Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Cilo Doğa Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yrd.Doç.Dr. Yaşar, daha önce buzul olan bölgelerde bu yıl kaya ve kumların görülmeye başlandığını belirtti. Küresel ısınmaya yönelik ciddi tedbirlerin alınması gerektiğini, aksi takdirde önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde Hakkari’deki buzulları da yok olup gideceğini söyledi.
Yrd.Doç.Dr. Yaşar, buzulların bulunduğu bölgelere giden vatandaşların da çevreye karşı daha duyarlı olmaları gerektiğini istedi. Yaşar, özellikle çöp konusunda sorun yaşadıklarını belirterek, “Kirliliğe neden olan çöpler erimeye de neden oluyor. Ayrıca o bölgeye yol yapılmasını da istemiyoruz. Yolun olması halinde insanlar araçları ile buzulların olduğu bölgeye kadar gidecekler. Egzoz gazlarının da olumsuz etki yaratacağını düşünüyoruz'' dedi.
HAKKARİ’nin 4 bin 135 rakımlı Cilo Sat dağlarında bulanan ve yaklaşık 20 bin yıllık olduğu tahmin edilen buzullar da kürsel ısınmaya dayanamayıp erimeye başladı. Yer yer kalınlığı 30 metreyi bulan buzulların erimeye başlaması çevrecileri endişelendiriyor. Hakkari Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Cilo Doğa Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yrd.Doç.Dr. Tahir Yaşar, küresel ısınmaya yönelik tedbirlerin alınmasını isterken, bölgeye giden insanların da çevreye karşı daha duyarlı davranması gerektiğini söyledi.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Mehmet Top’un geçen yıl coğrafyacı ve jeologlarla görüşerek yaptığı çalışmalar sonucu yaklaşık 20 bin yıllık olduğunu tahmin ettiği buzullar da küresel ısınmadan nasibini aldı. Bir doğa harikası olan ve bilindikten sonra yurt içinden ve dışından bir çok insanın görmeye geldiği 4 bin 135 rakımlı Cilo Sat Dağları’ndaki buzulların da küresel ısınma sonucu yok olmasından endişe ediliyor. Yer yer kalınlığı 30 metreyi aşan buzulların bu yıl sıcaklıkların artması sonucu bir kaç metre eridiği kaydediliyor. Hakkari Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Cilo Doğa Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yrd.Doç.Dr. Yaşar, daha önce buzul olan bölgelerde bu yıl kaya ve kumların görülmeye başlandığını belirtti. Küresel ısınmaya yönelik ciddi tedbirlerin alınması gerektiğini, aksi takdirde önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde Hakkari’deki buzulları da yok olup gideceğini söyledi.
Yrd.Doç.Dr. Yaşar, buzulların bulunduğu bölgelere giden vatandaşların da çevreye karşı daha duyarlı olmaları gerektiğini istedi. Yaşar, özellikle çöp konusunda sorun yaşadıklarını belirterek, “Kirliliğe neden olan çöpler erimeye de neden oluyor. Ayrıca o bölgeye yol yapılmasını da istemiyoruz. Yolun olması halinde insanlar araçları ile buzulların olduğu bölgeye kadar gidecekler. Egzoz gazlarının da olumsuz etki yaratacağını düşünüyoruz'' dedi.
Etiketler:
buzul,
hakkari,
www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)